ÖRGÜTLÜ SUÇLAR

 SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA VEYA YÖNETME, ÜYE OLMA ve ÖRGÜTÜN VEYA AMACININ PROPAGANDASINI YAPMA SUÇU (m. 220)

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme, üye olma, örgütün veya amacının propagandasını yapma suçları 5237 sayılı TCK’nun “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220 inci maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmektedir; “(1)Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Örgütün silâhlı olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.  

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.

(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır.

(7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır.

(8) Örgütün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır”.

            5237 sayılı Kanunun 220 inci maddesi ile kanun koyucunun suç olarak tanımladığı fiilleri işlemek için örgüt kurulması veya yönetilmesi, üye olunması veya propagandasının yapılması birbirinden bağımsız suçlar olarak kabul edilmiştir.

Maddenin 1.fıkrasında yer alan “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçu ” 765 sayılı TCK’nun 313 ve 314 üncü maddelerinde[1], 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 1. maddesinde, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 ve 7. maddelerinde Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ve ceza mevzuatımızda yer alan diğer maddelerdeki örgütsel faaliyet çerçevesinde işlenen suçlara (teşekkül, çete vs.) karşılık olmak üzere ihdas edilmiştir. Bu suretle gerek 765 sayılı TC’nunda gerekse özel ceza kanunlarında dağınık bir biçimde yer alan örgüte ilişkin hükümler tek bir maddede sistematik ve unsurları somutlaştırılmış bir biçimde düzenlenmiştir.

            Suçla korunan hukuki yarar kamu güvenliği ve barışıdır. Kamu güvenliğinin ve barışının bozulması durumunda kişilerin barış içinde ve güvenli bir biçimde yaşama hakkı ihlal edilmiş olacaktır.

            Suçun maddi unsurunu, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek oluşturmaktadır. Bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması suçun oluşması için yeterlidir.

Örgütün söz konusu olması için suç işlemek üzere birleşen kişiler arasında hiyerarşik bir ilişkinin hakim olması gerekmektedir. Ancak bu ilişkinin güçlü veya gevşek olması, suçun oluşumu bakımından etkili değildir. Örgüt içerisindeki hiyerarşik ilişki sayesinde, örgüt mensupları üzerinde bir hakimiyet oluşturulmakta, bu şekilde bir güç kaynağı meydana getirilmektedir.

220 inci madde kapsamında örgüt söz konusu olduğunda işlenmesi amaçlanan suçların konu veya mağdur itibarıyla somutlaştırılması gerekli değildir. Eğer kişiler belli bir suçu işlemek için bir araya gelmişlerse, bu durumda 220 inci maddede yer alan suç söz konusu olmayacak, mesele iştirak kuralları çerçevesinde çözülecektir. İştirak ilişkisinin söz konusu olduğunun kabul edilebilmesi bakımından suç ortakları nezdinde suçun konu veya mağdur bakımından somutlaştırılması gerekmektedir.

Örgütün oluşması bakımından fiili birleşme yeterli olmakla birlikte, örgütsel yapılanmanın örgütün mahiyeti niteliği gereği devamlılık göstermesi gerekir.  Ayrıca madde metninde belirtildiği üzere örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması şarttır.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu bir somut tehlike suçudur. Belli bir amaç için suç işlemek üzere devamlı surette fiilen birleşme suretiyle örgüt kurulmuş olsa da güdülen amaç bakımından somut bir tehlike oluşmayabilir. Somut tehlikenin mevcudiyeti için  örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olup olmamak önem arz etmektedir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kişinin cezalandırılabilmesi için amaç suç veya suçların işlenmesi gerekli değildir.

Suçun manevi unsurunu kast oluşturmaktadır. 5237 sayılı TCK’nun 220/1 inci maddesinde yer alan suçun ancak doğrudan kastla işlenmesi mümkündür. Örgüt içindeki kişiler suç işleme amacıyla bu yapı içinde bulunmalıdır.

Örgütün kurulması ile işlenmesi amaçlanan suçların türü veya niteliği, öngörülen cezanın alt ve üst sınırdan verilmesi bakımından etkilidir.

Örgütün kurulması ile işlenmesi amaçlanan suçların türü veya niteliği, öngörülen cezanın alt ve üst sınırdan verilmesi bakımından etkilidir.

Yeni TCK’nun 220 inci maddesinin ikinci fıkrasında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak, ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Üye olmanın söz konusu olması için örgüt yöneticileri ile üye arasında karşılıklı iradelerin uyuşması şart değildir. Örgüt yöneticilerinin rızası olmasa da örgüte üye olmak mümkündür.        

Örgütün silahlı olması halinde suçun cezası artırılacaktır.

Suç işlemek amacıyla kurulan örgüt tarafından suç işlenmesi halinde fikri içtima kuralları uygulanamayacaktır. Eğer örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmişse örgüt kurma veya örgüte üye olma suçunun yanı sıra ayrıca işlenen suçtan dolayı kişi cezalandırılacaktır. Bu halde gerçek içtima kuralları uygulanır. Örgütün yöneticileri ise örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılacaktır. Örgüt içerisindeki hiyerarşik yapı dışında kalan bir kimse örgüt adına suç işliyorsa örgüt üyesi olarak kabul edilecektir. Örgüte yardım etme, 765 sayılı TCK’nun 314 üncü maddesinde olduğu gibi ayrı bir suç olarak düzenlenmemiştir. Yeni kanunda örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişinin örgüt üyesi kabul edilerek cezalandırılması öngörülmüştür.

5237 sayılı TCK’nun 220/8 inci maddesinde örgütün veya amacının propagandasının yapılması ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Propagandanın basın veya yayın yoluyla yapılması, cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.

5237 sayılı TCK’nun 221 inci maddesinde 220. madde ile ilgili etkin pişmanlık hükmü yer almaktadır. Maddede; “(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir” denilmektedir.   

Maddenin birinci fıkrasında suç işlemek için örgüt kuranlar ve yönetenler için bir cezasızlık hali düzenlenmiştir. Buna göre örgüt kuran veya yönetenler; haklarında soruşturma başlamadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce örgütü dağıtırsa veya vermiş olduğu bilgilerle örgütün dağılmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmayacaktır. Örgütün kurucusu, yöneticisi olan kişilerin, örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkanından yoksun olmaları durumunda gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmekten dolayı cezaya verilmeyecektir (m. 221/4). Kurucu veya yöneticinin, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde, örgüt kurmak veya yönetmek suçundan dolayı hakkında verilecek ceza üçte birden dörtte üçe kadar indirilebilecektir.

Örgüte üye olanlar ile ilgili etkin pişmanlık, maddenin ikinci fıkrasında yer almaktadır. Bu fıkranın uygulanabilmesi için;

-                          Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş olması,

-                          Gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmiş olması,

gerekir.

Bu iki şartın gerçekleşmesi halinde örgüt üyeleri cezalandırılmayacaktır. Bundan sonra hakkında örgüt üyesi olmaktan dolayı soruşturma başlatılmış olması veya örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmiş olması kişinin bu fıkra hükmünden yararlanmasını engellemez.

Örgüt üyesi kişilerin yakalanmaları halinde;

- Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş olması,

- Pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde yine cezalandırılmayacaktır. Verilen bilginin örgütün dağılmasını veya üyelerinin yakalanmasını sağlamaya elverişli olup olmadığını takdir yetkisi mahkemeye aittir.

Örgüt üyelerinin gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermeleri halinde, haklarında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmayacaktır (m. 221/4). Üyenin, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde, örgüte üye olmak suçundan dolayı hakkında verilecek ceza üçte birden dörtte üçe kadar indirilebilecektir..

Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacaktır.

Farklar:

1- 5237 sayılı TCK’nun “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220 nci maddesinin birinci fıkrasında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek suçu tanımlanmıştır. Buna göre, söz konusu suç seçimlik hareketlerden suç işlemek için örgüt kurma veya yönetme fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi ile oluşur. 220 nci  maddenin 765 sayılı TCK’daki karşılığı olan 313 üncü maddede “teşekkül oluşturanlar”a verilecek ceza birinci fıkrada düzenlenmiş, bunun yanında “teşekkülün yöneticileri”nin ise maddenin dördüncü fıkrası kapsamında cezalandırılması öngörülmüştür.

2- 220 nci maddedeki suçun oluşabilmesi için, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olmalıdır. 765 sayılı TCK’nun 313 üncü maddesi bakımından ise, “her ne suretle olursa olsun cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” yeterlidir.

3- Her iki kanun arasında örgütün asgari üye sayısı bakımından da fark vardır.  220 nci maddenin 1 inci fıkrasının son cümlesinde örgütün varlığı için üye sayısının “en az üç kişi” olması  aranırken, örgüte ilişkin mevzuatımızdaki diğer maddelerde örgütün iki veya daha fazla kimseden oluşacağı kabul edilmektedir.

4- Yeni TCK’nun 220 nci maddesinde suç işlemek amacıyla örgüt kuran veya yönetenlerin iki yıldan altı yıla kadar hapisle cezalandırılacakları belirtilmiştir. 765 sayılı Kanunun 313/1 inci maddesine göre teşekkül oluşturanlara bir yıldan iki yıla kadar ağır hapis cezası, teşekkülün yöneticilerine ise 313 üncü maddenin 4 üncü fıkrası gereğince belirlenecek cezanın üçte birden yarıya kadar artırılması öngörülmüştür.

5- 5237 sayılı TCK’da örgüt kuran veya yönetenler 220 nci maddenin birinci fıkrasında eşit şekilde cezalandırılırken, 765 sayılı TCK’nunda örgütü yönetenler, (m. 313/4) kuranlara (m. 313/1) oranla daha ağır ceza ile cezalandırılmıştır.

6- Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak ise 220/2 inci  maddede ayrı bir suç olarak tanımlanmış ve faile verilecek ceza 765 sayılı TCK’ya oranla artırılmış ve failin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

7- Maddenin üçüncü fıkrasında örgütün silahlı olması, suçun nitelikli hali olarak öngörülmüş ve verilecek cezanın dörtte birden yarıya kadar artırılacağı belirtilmiştir. Benzer bir düzenleme 765 sayılı Kanunun 313 üncü maddesinde; “Teşekkül mensupları dağlarda ve kırlarda veya genel yollarda veya meskûn yerlerde içlerinden iki veya daha fazlası silahlı olarak dolaşır veya buluşma yerlerinde veya emin bir yerde silah saklarsa; birinci fıkradaki halde bir yıldan üç yıla, ikinci fıkradaki halde iki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezası verilir” şeklinde yer almaktadır.

8- Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde 765 sayılı TCK’nun 313/5 inci maddesinde verilecek cezanın toplamının en ağır cezayı gerektiren fiilin cezasının azami haddini geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Yeni kanunda bu durumda verilecek ceza için bir üst sınır öngörülmemiştir.

9- Yeni TCK’nun 220 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak sorumlu tutulacağı yolundaki hüküm 765 sayılı TCK’nunda yer almamaktadır.

10- Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan cezalandırılacağına ilişkin yeni TCK’nun 220 nci maddesinin 6 ncı fıkrasındaki hüküm de, 765 sayılı TCK’nunda bulunmamaktadır.

11- 765 sayılı Kanunun 314 üncü maddesindeki “barınacak yer göstermek veya erzak yahut silah ve cephane  tedarik etmek”  halleri 5237 sayılı Kanuna alınmamıştır. Bu tür fiiller diğer unsurları mevcut olmak kaydıyla yeni TCK’nun 220/7. maddesi çerçevesinde değerlendirilmelidir.

12- TCK’nun 220/7 inci maddesinde, 314 üncü maddenin muadili yoktur, yani nitelikli hallere yer verilmemiştir.

13- 765 sayılı Kanunda yer almayan “örgütün veya amacının propagandasının yapılması suçu” 220 nci maddenin 8 inci fıkrasında düzenlenmiştir. Propagandanın basın ve yayın yolu ile işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.  Bu suç tipi ile TMK’nun 8. maddesinin yürürlükten kaldırılmasından doğan boşluğun bir nebze giderilmesi düşünülmüştür.

14- 765 sayılı TCK’nun 313/2 nci maddesinde yer alan ve teşekkülün halk arasında korku, endişe veya panik yaratmak veya siyasi veya sosyal bir görüşten kaynaklanan amaçla veya ammenin selameti aleyhine cürümlerle kasden adam öldürmek veya yağma ve yol kesmek ve adam kaldırmak cürümlerini işlemek için meydana getirilmesi halini kapsayan hükme 5237 sayılı TCK’nun 220 nci maddesinde yer verilmemiştir.

15- 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu amaçla kurulmuş örgüte üye olmak suçları ile ilgili olarak, 765 sayılı Kanunda yer almayan etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir.

                                                         Av.Ela KURT

 

Yorum Yaz